18 Aralık 2014 Perşembe

BUNLARI BILIYOR MUYDUNUZ ?


*Eskimolar buzdolaplarını yiyeceklerin donmaması için kullanırlar.

*Dünya üzerinde barkodla satışa sunulan ilk ürün Wrigley’s sakızları.

*Ay, her yıl Dünya’dan yaklaşık 5 cm. uzaklaşmaktadır.

*Güneş, Ay’dan 400 kez daha büyük ve 400 kez daha uzak olduğu için, ikisi de Dünya’dan aynı büyüklükte görünürler.

*Işık, 1 saniyeden daha az bir zamanda dünyanın çevresini 7 kez dolaşabiliyor.

Ay Tutulması (Lunar Eclipse)
      



Toplantı yapıyoruz.

BLOG YAZARLARIMIZ 

Arkadaşlarımızın tual çalışmaları

ARKADAŞLARIMIZIN TUAL ÇALIŞMALARI





16 Aralık 2014 Salı


Dünyanın en çok ses çıkaran sistemi LEAF

Yüksek sesle müzik dinlemenin zararlı olduğu zaten bilinen bir şey. Ancak yüksek sesle dinlenen müzik,  en fazla 80 desibel gürültü yaratabiliyor. LEAF ise bu ses düzeyinin neredeyse iki katında ve insanın dayanamayacağı şiddette ses çıkarabiliyor.
Dünyanın en yüksek ses çıkaran makinesi olarak lanse edilen LEAF (Large European Acoustic Facility) bir jetin kalkışta çıkardığı sesten 4 kat daha fazla ses çıkarabiliyor. Eğer bir insan bu sese maruz kalırsa kulaklarının patlayabileceği veya kişinin ölebileceği dile getiriliyor. Uzay çalışmaları için üretilen bu sistem, uzay roketlerinin kalkış sırasında maruz kaldığı gücü gözlemleyebilmek için geliştirilmiş. Dolayısıyla odada bu ses duyulmasa bile ortamda oksijen bulunmadığı için ve bol miktarda nitrojen bulunduğundan ötürü ölmek işten bile değil.
154 desibel‘e kadar yükseklikte ses çıkarabilen makine yalnızca gürültüler çıkarıyor. Yani gerçek bir şarkı dinlemek maalesef(!) mümkün olmuyor.



Yardım Kampanyası

Arkadaşlarımız yardım kampanyası başlattılar. Destek olalım . 

12 Aralık 2014 Cuma

FOTOĞRAF KULÜBÜ ETKİNLİKLERİ" ADANA MANZARALARI"




Sevgili 10.sınıf öğrencilerimiz, okulumuz fotoğraf kulübü çalışmalarınızı beklemektedir.

KELEBEK

Öğretmenimiz Meltem GÜNERİ'nin Kelebek adlı romana ait düşünceleri...


KELEBEK


Uzun sürecek bir toplantıya hazırlanırken bir meslektaşın elinde eski bir dostla karşılaştım. Bu dost, yıllardır elime almadığım, unuttuğum Kelebek adlı romandı. Ağabeyimin elinden bırakamadığı ve okurken rahatsız etmememi istediği kitaptı Kelebek. Kelebekle tanışmam bu şekilde olmuştu ve ben büyük bir hevesle elime almıştım onu ağabeyimden sonra; ama ilk tanışmamız açıkçası hayal kırıklığıydı çünkü bu güzel eser başlangıçta bana pek bildik bir serüveni hatırlatmıştı, ama birden bire kendimi “Özgürlük”ün ne kadar vazgeçilmemiz olduğunu düşünürken buldum. Sadece özgürlük mücadelesi miydi beni Kelebek’i ikinci, üçüncü kez okumaya iten? Tabii ki hayır! Onur, dostluk, inançlar uğruna savaşmak ve elbette insanların nasıl da kendi çıkarları uğruna gözlerini kırpmadan kötülük yapabildikleri gerçeği!... Bana bir insanın isterse her şeyi başarabileceğini anlatan ve öğreten kitaplardan biridir Kelebek. 

Henri Charriere adlı bir kürek mahkûmunun başından geçenlerin anlatıldığı, İnsanın içine işleyen bir özgürlük mücadelesidir. Kitaptaki karakterlerle birlikte acı çekersiniz, heyecanlanırsınız ve asıl şaşırtıcı olan, Henri Charriere’ın gerçek bir mahkûm olmasıdır. Kitabı okurken bir yandan da düşünürsünüz “ acaba yazar burada anlatılanları gerçekten yaşamış olabilir mi?” ya da “İnsanlar gerçekten bu kadar acımasız olabilirler mi ?” ve bu sorularla kitabı elinizden bırakmak istemezsiniz.

Romanımız bildik bir hikâyeyi anlatır gibi gözükür başlangıçta; ama o kadar sıradan değildir. Bir düşmanı tarafından üzerine yıkılan bir cinayetten ötürü ömür boyu mahkûm edilen bir karakterle karşılaşıyorsunuz .( Benzer bir hikâye Monte Cristo Kontu adlı muhteşem eserde de işlenmiştir.) Bundan sonrası nefes kesen bir özgürlük mücadelesidir. Kahramanımız Fransa’nın en korkutucu hapishanesine gönderilir ama kahramanımız işlemediği suçun cezasını çekmek istememektedir. Önce üç arkadaşı ile birlikte kaçar, çok uzağa gidemez, bir hapishaneden başka bir hapishaneye kaçmıştır! Üstelik cüzamlıların hapishanesine! Kahramanımızı özgürlük mücadelesinde hiçbir şey yıldıramaz ve bu kez cüzamlıların yardımıyla tekrar kaçar. Acaba bu kaçış özgürlüğe doğru mudur? Yoksa kahramanımızı başka sürprizler beklemekte midir? Bu muhteşem özgürlük mücadelesini merak ettiyseniz sizi en yakın kütüphaneye ya da kitapevine davet ediyorum.


Yazan:
Meltem ONATÇA GÜNERİ